son günlerde bunu çok duymaya başladık zira ömer üründül futbolun dev yeşil sahalarına sığamayıp artık basketbol ve voleybol yorumculuğuna da başladı..
pardon ve merhaba.. meltemin dediğine göre bu yazıyı okuduğunuza göre ya onun ya da benim arkadaşımızsınız. ikimizin ortak arkadaşı olma ihtimaliniz yok :) efendim bu teknolojik trendleri ne kadar geriden takip edersem kendimi o kadar yaşlanmış hissediyorum. blogçuluk nerden baksanız 3-4 senedir var. ama anca elimizi sürebildik. hatta belki de bu süre içerisinde çoktan gözden düşmüştür veya facebook gibi aslında bloglardan oluşan büyük siteler haline dönüşmüştür, ondan bile haberim yok.
tabi sadece yaşı başı almakla alakalı da değil blogçuluktan uzak durmak. bir de bu işten haz etmeme durumu var. haz etmiyorum arkadaşım. hava atıyor gibi görünmeden gezdiğin yerleri anlatmayı, bayat bir filozof gibi görünmeden hayat derslerini paylaşmayı becermek çok zor. en azından benim rast geldiğim bloglar böyleydi. başından iki boktan ilişki geçen kendini aşkın tarifini yapma ehliyetine sahip görüyor. çok şükür ne meltem ne de ben insanlara aşk, dostluk, vs vs kavramları açıklamaya kalkacak kadar kendimizi kaybetmedik. kendimi hiç birşeyin evrensel tanımını yapacak yetkinlikte görmüyorum, böyle bir yetkinlikte insan olduğuna da inanmıyorum. burada sadece bizim açımızdan bakınca olay/kavram ve nesnelerin nasıl göründüğü olmalı. toparlıyorum. burası bizim ne harika yerler gezdiğimizin, ne muhteşem evliliğimiz olduğunun veya ne kadar lezzetli yemekler yaptığımızın ispatı için açılmış değil. zaman zaman böyle bir intiba bırakırsak şimdiden özür dileriz :)
tuğrul